kanada'da topluluk bahçeleri ve mahalle dayanışması
toronto'ya ilk taşındığımda 'kanada çok soğuk, insanlar mesafeli' klişelerine o kadar inanmıştım ki, apartmandan çıkıp işe giderken kimseye selam vermeye cesaret edemiyordum. geçen yaz oturduğum bölgedeki projesine şans eseri dahil olmamla bu algım tamamen yerle bir oldu. olay sadece domates ekmek ya da yabani ot temizlemek değilmiş meğer. cumartesi sabahları elimde loblaws'dan aldığım bir paket kahveyle bahçeye gittiğimde, yan parseldeki 70 yaşındaki margaret teyze'nin kendi yaptığı kurabiyelerden ikram etmesiyle başladı her şey. sonra baktım ki orada sadece bitkiler değil, hikayeler de büyüyor. farklı milletlerden gelen onca insan, sırf o küçük toprak parçası için bir araya gelip gerçekten birbirinin halini hatırını soruyor. geçen ay organize ettikleri bir etkinliğinde herkes kendi kültüründen bir şeyler getirdi. ben de bir tepsi börek yapıp götürdüm, kapış kapış gitti. o gün orada bir italyan, iki hintli ve bir quebec'li ile oturup saatlerce sadece yerel politikalardan değil, göçmenlik sancılarından ve buradaki yeni hayatımızdan konuştuk. o an anladım ki (bkz: ) aslında senin ne kadar kapını açtığınla alakalı. insanın gurbetteyken 'buraya aitim' dediği o anlar çok kıymetli. bahçedeki alet edevat kulübesinin anahtarını bana teslim ettiklerinde, o güveni hissettiğimde resmen gözlerim dolmuştu. sistemsel her şeyin tıkır tıkır işlediği bu ülkede, asıl sıcaklığı böyle küçük topluluklarda bulmak çok güzel bir sürpriz oldu. bazen sadece bir tohum ekmek için gidiyorsun ama koca bir aileyle dönüyorsun eve.
burak sahin2 Kas 2026 09:56