almanya'da sokağa bırakılan zu verschenken kutuları

taşındığım ilk haftalarda münih'in haidhausen taraflarında yürürken kapı önlerinde, bina girişlerinde içinde kitapların, mutfak eşyalarının olduğu kutular görüyordum. üzerinde de yazıyordu. başta herhalde birileri taşınıyor ya da çöpe atacaklar diye düşündüm ama işin aslı çok başkaymış. bu durum resmen alman mahalle kültürünün en tatlı, en medeni taraflarından biriymiş. insanlar artık kullanmadıkları ama hala işe yarar durumdaki eşyalarını, kıyafetlerini ya da okuyup bitirdikleri kitaplarını tertemiz kutulara koyup sokağa bırakıyorlar. isteyen geçip alıyor, döngüye katılıyor. geçenlerde evdeki köşedeki boşluğu dolduracak şahane bir vintage masa lambası buldum böyle bir kutuda. markası bile belli, sapasağlam. türkiye'de olsa "başkasının eskisi" diye burun kıvıracağımız şeyler burada resmen bir hazine avına dönüşüyor. özellikle hafta sonları güneşli havalarda yürüyüşe çıktığımda mahalledeki bu kutulara bakmak en büyük hobim oldu. sadece eşya da değil olay; bir nevi israf karşıtı toplumsal bir mutabakat gibi. bazen kutunun yanına bir not bırakıyorlar, "keyifle kullanın" falan yazıyorlar. o an o mahallenin bir parçası olduğunu, güvene dayalı bir sistemin içinde yaşadığını hissediyorsun. (bkz: ) ile birleşince bu küçük keşifler insanı yaşadığı yere daha çok bağlıyor. her şeyin tüketim üzerine kurulu olduğu bu çağda, bir eşyanın çöpe gitmek yerine başka birinin evinde yeniden hayat bulması çok kıymetli. bazen ben de okuduğum türkçe kitapları bırakıyorum, belki meraklı birine denk gelir diye. bu paylaşım kültürü insana gerçekten iyi hissettiriyor.
sorma gitsin16 Eki 2026 08:13