ingiltere'de sosyal hayatın sığlığı ve bitmeyen gurbet hasre
buraya geleli neredeyse altı yıl oldu ama hala pazar akşamları üstüme çöken o gri bulutu tam olarak dağıtamıyorum. özellikle londra taraflarında, dalston ya da angel civarında takılırken etrafın cıvıl cıvıl olması bile yetmiyor bazen. tamam, iş güç yerinde, falan tıkır tıkır ödeniyor, her şey sistemli ama akşam eve girince o sessizlik adamı bitiriyor. arkadaşlıklar çok tuhaf burada. herkesle içmeye gidebilirsin, publarda saatlerce "how are you" "cheers mate" muhabbeti döner ama içini gerçekten dökebileceğin, çat kapı gidebileceğin kimse yok. (bkz: ) falan deniyor ama o da bir yere kadar; o samimiyet hep bir mesafe barındırıyor içinde. gerçekten daraldığında bir çay içip dertleşecek insanı mumla arıyorsun. kışın saat 16:00'da havanın kararması ise apayrı bir depresyon sebebi. o zifiri karanlıkta tesco'dan aldığın meal deal ile eve dönerken türkiye'deki kalabalık sofraları, gürültülü arkadaş ortamlarını düşününce boğazın düğümleniyor. buranın nezaketi bazen duvar gibi geliyor insana. her şey çok kurallı ama ruhu eksik gibi hissettiriyor. . sizin de böyle "ben burada ne yapıyorum" dediğiniz, o aidiyet hissinin asla oturmadığı anlar oluyor mu yoksa ben mi bunca yılın sonunda hala yabancı kaldım bu topraklara?
nomad drift1 Eki 2026 07:55