amerika'da samimiyetin sadece how are you ile sınırlı kalmas

taşınmanın üzerinden koca dört sene geçti ama hala şu 'nice to meet you' ile başlayan ve asla o noktadan ileri gitmeyen yapay nezakete alışamadım. texas'ta yaşıyorum, insanlar inanılmaz güler yüzlü, yerel marketinde kasa sırasında beklerken sanki kırk yıllık dostunmuş gibi seninle havadan sudan konuşuyorlar ama iş cidden bir kahve içmeye ya da dertleşmeye gelince bir anda görünmez duvarlara çarpıyorsun. herkesin takvimi haftalar öncesinden dolu, kimsenin kimseye çat kapı gitme, 'hadi bir çay içelim' deme lüksü yok. türkiye'deki o salaş ve plansız akşam üstü sohbetlerinden sonra buradaki kültürü bana inanılmaz steril geliyor. her şey planlı, her şey belirli bir zaman dilimine sığdırılmak zorunda. bazen insan sadece birine 'ya benim canım çok sıkkın, gel bir iki çift laf edelim' demek istiyor ama buradaki sosyal doku buna pek müsaade etmiyor. (bkz: ) başlığında da benzer dertler anlatılmış zaten, fiziksel olarak buradasın, düzenin tıkırında ama ruhun hala o gürültülü mahalle kahvesinde kalmış gibi hissediyorsun. en çok da şu sahte vaatler yoruyor insanı; 'we should definitely hang out sometime' diyorlar ama o 'sometime' takvimde asla bir yere denk gelmiyor. sosyal hayatın sadece iş arkadaşlarıyla gidilen aktivitelerinden ibaret kalması çok can sıkıcı. . valla billa bazen şu uçsuz bucaksız sessizliği kulak tırmalıyor. sokaklarda yürüyen insan yok, herkes arabasının içinde izole, herkes kendi küçük kalesinde. sizin de böyle her şeyiniz tamken aslında en temel şeyi, o insani yakınlığı özlediğiniz oluyor mu?
tunc amca30 Eyl 2026 07:51