kanada'da gurbet hasreti ve sosyal hayat
buraya geleli dört yıl oldu ama şu kasım-mart arası çöken o zifiri karanlık ve yalnızlık hissini hala aşamadım. kanada'da insanlarla tanışmak, o meşhur nezaketlerine şahit olmak kolay ama iş gerçek arkadaşlığa gelince duvarlar o kadar kalın ki. herkes kendi evine, kendi çekirdek ailesine öyle bir kapanıyor ki, akşam saat sekizden sonra toronto sokakları bile hayalet şehre dönüyor. geçen hafta mississauga tarafındaki evimde otururken canım inanılmaz derecede sadece iki kelime laf edebileceğim birini çekti. hani türkiye'deki gibi çat kapı gitmeyi geçtim, müsait misin bir kahve içelim diye sorsam en az iki hafta sonrasına randevu ayarlamaya çalışıyoruz. buranın o meşhur durumu insanı bazen içten içe kemiriyor. herkes çok nazik, kapıyı tutarlar, her şeye özür dilerler ama kimse seni gerçekten o içten sofrasına davet etmez. bi ara pençesine düştüğümü hissettim. hani o (bkz: ) falan güzel, çocukları patene götürünce iki üç veliyle selamlaşıyorsun ama o samimiyet buz pistinden otoparka kadar sürüyor. arabaya bindiğin an herkes kendi fanusuna geri dönüyor. bazen sirf insan sesi duymak için bir tim hortons'a gidip oturuyorum ama oradaki o mekanik düzen de gurbet hissini iyice körüklüyor. özellikle toronto veya vancouver gibi büyük şehirlerin dışında, daha sakin suburblarda yaşayanlar bu izole olma haliyle nasıl başa çıkıyor gerçekten merak ediyorum. kışın o bitmek bilmeyen gri havasında kendinizi nasıl diri tutuyorsunuz? benim için bu sene gerçekten zor geçiyor, her akşam kendimi türkiye'deki arkadaşlarımla whatsapp'tan görüntülü konuşurken buluyorum.
kackini reis19 Eki 2026 20:38