amerika'da iş bulma ve kariyer
burada geçirdiğim beş yılın sonunda anladım ki türkiye'deki "torpil" kavramının modernize edilmiş, kurumsallaşmış ve hafifçe makyajlanmış haline diyoruz. hani o linkedin'den gece gündüz demeden gönderdiğin yüzlerce başvuru var ya, hepsi muhtemelen bir kara delikte yok oluyor. çünkü büyük şirketlerin çoğunda, hatta austin veya san francisco'daki orta ölçekli startup'larda bile, bir ilana başvuran binlerce kişi arasından filtresini geçip bir insanın önüne düşmek neredeyse imkansız. asıl olay içeriden birini bulup o sihirli butonuna bastırmaktan geçiyor. bu mekanizma öyle bir çalışıyor ki, senin cv'n o devasa yığının en tepesine ışınlanıyor. bazen sırf bir "coffee chat" yaptık diye tanımadığım insanlar bana linki gönderdi, şaştım kaldım. burada kimse kimsenin kara kaşına kara gözüne hayran değil ama şirketler çalışanlarına "iyi birini getirirsen sana bonus veririz" dediği için herkes birilerini içeri sokmaya çalışıyor. yani o meşhur liyakat hikayesi biraz makyajlı; ne bildiğinden ziyade kimin seni bildiği çok daha kritik bir hal alıyor bir noktadan sonra. yeni gelecek arkadaşlara tavsiyem, sadece cv güncelleyip tuşuna basmak yerine linkedin'de hedef şirketlerde çalışanlarla kısa ve dürüst mesajlarla bağ kurmaları. yoksa o denilen olay insanın ruhunu emiyor, özgüvenini bitiriyor. (bkz: ) zaten yeterince yorucu, bir de iş arama sürecinde anlamsız duvarlara çarpmayın. günün sonunda bir tanıdık vasıtasıyla mülakata girmek buranın yazısız kuralı gibi bir şey.
atakan sairi8 Eki 2026 10:13