almanya'da sokak aralarındaki zu verschenken kutuları
geldiğim ilk aylarda berlin'de taraflarında dolanırken kapı önlerine bırakılmış, içleri eşya dolu karton kutular görüyordum. üzerinde de el yazısıyla "zu verschenken" yani "hediyedir" yazıyordu. başta "çöp mü bu acaba" diye çekinerek yaklaşmıştım ama içine bir baktım; gıcır gıcır , hiç okunmamış kitaplar, bazen bir abajur bile çıkıyor. meğer bu bir gelenekmiş ve aslında sistemin ne kadar tıkır tıkır işlediğinin kanıtıymış.
geçenlerde bizim 'daki evin önünde bir tane gördüm, içinden harika bir seramik vazo ve neredeyse hiç kullanılmamış bir pikap iğnesi çıktı. o an anlıyorsun ki buradaki o "atmıyoruz, değerlendiriyoruz" kafası sadece çevrecilik değil, bir çeşit mahalle dayanışması. mesela taşınırken elimde kalan fazlalık tabak çanağı veya ikea'dan aldığım ama artık sığdıramadığım o lambayı bir kutuya koyup aşağı indiriyorum. yarım saat sonra aşağıya çöp atmaya bir iniyorum, hepsi gitmiş. birinin işine yaradığını bilmek, o eşyanın bir yerde yaşamaya devam ettiğini hissetmek insana müthiş bir huzur veriyor.
türkiye'den gelip (bkz: ) yüzünden eşyasız eve çıkınca insan bocalıyor ama bu kutular sayesinde mutfak tartısından tutun da saksıya kadar bir sürü şey edinen arkadaşlarım var. bazen kutunun içine minik bir çikolata veya teşekkür notu bırakanlar bile oluyor. . hani hep (bkz: ) falan derler ya, bence bu ufak jestler o bazen soğuk gelen gri havayı bir nebze de olsa kırıyor. en azından benim deneyimlediğim mahalle kültürü böyle, insanın ruhuna iyi geliyor.
leave me alone17 Eyl 2026 22:27