ingiltere'deki charity shop kültürü

london'a ilk taşındığımda her high street'te yan yana dizili olan bu dükkanlara anlam verememiştim ama içine girdikçe hayat felsefem değişti resmen. , veya gibi yerlerden bahsediyorum. türkiye'deki bit pazarı mantığından çok daha farklı, inanılmaz düzenli ve her kesimden insanın gönül rahatlığıyla alışveriş yaptığı bir sistem bu. geçen hafta richmond tarafında bir turuna çıktım. tertemiz, ütülü, neredeyse hiç kullanılmamış bir barbour ceketi 35 pound'a bulduğumda gözlerime inanamadım. ama olay sadece ucuza bir şeyler kapatmak değil, o paranın gerçekten bir hayır işine gittiğini bilmenin verdiği huzur bambaşka. dükkanlarda çalışanların çoğu zaten gönüllü emekli teyzeler, amcalar. kasada duran margaret teyzeyle beş dakika havadan sudan, mahallenin dedikodusundan konuşunca o meşhur (bkz: ) bir anlığına uçup gidiyor. ayrıca sürdürülebilirlik mevzusunu burada çok ciddiye alıyorlar. insanlar evdeki fazlalıkları çöpe atmak yerine buralara bağışlıyor, başkası da gelip onu alıyor. bu devridaim hali insana kendini bir topluluğun parçası gibi hissettiriyor. evdeki kütüphanemin yarısını gibi yerlerden topladığım 1-2 poundluk kitaplarla doldurdum. bazen içinden eski sahiplerinin notları veya unutulmuş bir uçak bileti çıkıyor, o an o nesnenin hikayesiyle bağ kuruyorum. bu kültür, tüketim çılgınlığının ortasında insana nefes aldıran, paylaşmak o kadar da zor değil dedirten çok zarif bir ingiliz geleneği. benim tecrübem böyle, umarım buraya yeni gelenlerin de karşısına böyle güzel sürprizler çıkar.
melis abla24 Eyl 2026 20:04