abd'de sosyal hayatın suniliği ve yalnızlık

beş senedir texas'ta, austin dolaylarında yaşıyorum. dürüst olmam gerekirse buranın o bitmek bilmeyen otoyolları ve her yere arabayla gitme zorunluluğu artık ruhumu daraltmaya başladı. denilen o yüzeysel sohbetlerden gına geldi. markette kasadaki eleman gülümseyerek "how are you today?" diyor ama cevabınla zerre ilgilenmediğini, sadece protokolü uyguladığını biliyorsun. türkiye'deki o çat kapı misafirlikleri, akşamüstü telefon açıp "on dakikaya sendeyiz" diyen arkadaşları özlememek elde değil. burada her şey haftalar öncesinden takvime işlenmek zorunda. (bkz: ) yüzünden zaten şehrin çok uzağında, izole bir banliyöde (suburb) yaşıyorum. komşularla ilişkimiz sadece garaj yolunda arabaya binerken birbirimize el sallamaktan ibaret. iş çıkışı gidilecek bir mahalle kahvesi veya yürüyerek ulaşılacak bir meydan olmayınca insan kendini bir simülasyonun içinde gibi hissediyor. bayramlarda ya da şükran günü gibi özel zamanlarda bu yalnızlık hissi iyice zirve yapıyor. whole foods'tan aldığım hazır yemekle tek başıma otururken o meşhur gurbet hasreti insanın göğsüne oturuyor. gerçekten merak ediyorum, nyc ya da chicago gibi daha yürünebilir ve kompakt şehirlerde yaşayanlar da aynı sosyal çoraklıktan şikayetçi mi yoksa bu durum sadece benim gibi banliyö hayatına hapsolmuşların kaderi mi?
tunc amca23 Eki 2026 11:05