hollanda'da sosyal hayatın sığlığı ve gurbet hasreti

yaklaşık beş yıldır utrecht ve çevresinde yaşayan biri olarak söylüyorum, buradaki sosyal hayatın o aşırı planlı ve mesafeli yapısı bazen insanı gerçekten duvara konuşturacak noktaya getiriyor. türkiye'de akşamüstü çat kapı gelen komşuyu ya da 'hadi sahilde iki laflayalım' deyip on dakikada toplanan arkadaş grubunu buradaki kültüründe bulmak imkansız. bir kahve içmek için üç hafta sonrasına randevulaşmak zorunda kalmak benim ruhumu daraltıyor valla. buradaki ortamları da bir yere kadar idare ediyor. herkes elinde birasıyla işten güçten, ev fiyatlarından veya bisiklet yollarından bahsediyor ama kimseyle o kalbi muhabbeti kuramıyorsun. bir de şu mevzusu var ki evlerden ırak. geçen birine 2 euro'luk otobüs bileti aldım diye anında telefonuma bildirim düştü, hani nerede kaldı o 'bizden olsun' cömertliği? kışın o bitmek bilmeyen gri havası ve saat 4'te kararan gökyüzü birleşince gurbet hasreti iyice tavan yapıyor. bazen albert heijn'da türk markası görünce bile gözlerim doluyor, o derece bir yalnızlık hissi gelebiliyor insana. benim gibi düşünen, bu 'planlı sosyallik' içinde boğulan başkaları da var mı merak ediyorum. siz bu hisle nasıl başa çıkıyorsunuz? (bkz: ) başlığında bu durumu pratik bulanlar olmuş ama bence bu durum insani ilişkileri biraz kurutuyor gibi.
esra kackini26 Eyl 2026 09:10