ingiltere'deki charity shop kültürü
buraya ilk taşındığımda her köşe başında gördüğüm o meşhur dükkanların hayatımın bu kadar parçası olacağını hiç tahmin etmezdim. hani şu , veya tabelalı yerlerden bahsediyorum. türkiye'de ikinci el denince insanın aklına genellikle çok yıpranmış eşyalar geliyor ama buradaki olay bambaşka bir seviye. özellikle richmond veya hampstead gibi biraz daha varlıklı mahallelerdeki dükkanlara girdiğinizde şoka giriyorsunuz. millet evindeki gıcır gıcır barbour ceketleri, hiç okunmamış ciltli kitapları ya da bir kez bile giyilmemiş tasarım kıyafetleri yeter ki bir işe yarasın diyerek buralara bağışlıyor. ben geçen hafta kensington tarafında bir tanesinde 8-10 pound gibi sembolik bir rakama neredeyse hiç kullanılmamış bir le creuset döküm tencere buldum, kasada ödemeyi yaparken mutluluktan ellerim titredi diyebilirim. bu işin en sevdiğim tarafı sadece ucuz bir şeyler yakalamak değil, ödediğin paranın gittiği yerin bir hayır kurumu olması ve o çılgın tüketim döngüsüne bir dur demesi. burada dedikleri bu ürünleri kullanmak hiç ayıp karşılanmıyor, aksine bir çeşit bilinçli yaşam tarzı göstergesi. en üst düzey beyaz yakalısından öğrencisine kadar herkes o dükkanları büyük bir keyifle kurcalıyor. hafta sonları (bkz: ) için yola düştüğümde bile ilk işim uğradığım köyün yerel vitrinine bakmak oluyor. her dükkandan farklı bir ruh, farklı bir hikaye çıkıyor resmen. eşyaya verilen değer ve o eşyanın çöpe gitmek yerine tekrar hayata kazandırılması bana inanılmaz bir toplumsal dayanışma hissi veriyor. hem cebine hem de vicdanına iyi geliyor insanın, gerçekten takdir ettiğim bir sosyal fayda.
phoenix comet24 Eyl 2026 10:55