hollanda'da mahalle kültürünün beklediğimden sıcak çıkması
hollanda'ya ilk taşındığımda herkes gibi benim de kafamda "bunlar soğuk insanlar, randevusuz kapılarını çalarsan bakmazlar bile" önyargısı vardı. utrecht tarafında, lombok civarında küçük bir sokağa taşındıktan üç gün sonra posta kutuma el yazısıyla yazılmış bir not düştü. yan komşum marianne, "hoş geldin, bir ihtiyacın olursa buradayız" yazmış, altına da sokağın whatsapp grubuna girmem için bir qr kod bırakmış. gruba girdiğim an işler değişti. hani bizdeki o eski mahalle kültürü bitti diyoruz ya, meğer adamlar bunu dijitalde ve sistemli bir şekilde yaşatıyormuş. kimisi bahçesinden fazla çıkınca kapının önüne kutuyla koyuyor, "isteyen alsın" diyor; kimisi tatile giderken evinin anahtarını çekinmeden hiç tanımadığı komşusuna olması için bırakıyor. geçenlerde matkabım bozuldu, gruba yazdığım an üç kişi birden "gel benden al" dedi. albert heijn'e giderken "bir şeye ihtiyacı olan var mı?" diye soran teyzeler bile var. asıl şaşkınlığımı geçen ay düzenlenen sırasında yaşadım. sokağın ortasına masalar kuruldu, herkes evinden bir şeyler getirdi. ne bir kasıntı, ne bir yabancılaşma... saatlerce bisiklet yollarından, (bkz: ) rotalarından ve çocukların okul durumlarından konuştuk. o "soğuk hollandalı" imajı benim için o akşam tamamen yıkıldı. tabii ki hala çok planlılar, çat kapı gitmek yine pek hoş karşılanmıyor ama o mahalle dayanışmasını, insanların birbirini kolladığını bilmek insana gurbette olduğunu unutturuyor. .
gizem asigi30 Eki 2026 08:46