kanada'da bitmek bilmeyen o gurbet yalnızlığı
buraya geleli dört yıl oldu, her şey kağıt üzerinde mükemmel ama içimdeki o boşluk bir türlü dolmuyor abi. toronto'da ya da mississauga taraflarında yaşıyorsanız bilirsiniz, herkes o kadar nazik ki bazen o nezaket araya çekilen beton bir duvara dönüşüyor. "how are you" diye soruyorlar ama cevabını gerçekten merak etmiyorlar. iş çıkışı bi' bira içelim diyorsun, ajandasına bakıp üç hafta sonraya randevu veriyorlar. ulan biz türkiye'de akşam yemeğinde çat kapı misafirliğe giden adamlarız, bu olayı beni bitiriyor. geçen kış o kadar yoğun hissettim ki bunu, dışarıda hava eksi otuz, metrolar aksıyor, eglinton'da otobüs beklerken donuyorum, t&t supermarket'tan aldığım poşetler parmaklarımı kesiyor. o an fark ettim ki telefonumda "canım çok sıkkın, gel bir dertleşelim" diyebileceğim bir tane bile yerel arkadaşım yok. hepimiz kendi gettomuzda, kendi küçük balonumuzda yaşıyoruz. (bkz: ) gibi güzel örnekler var ama onlar da bir yere kadar. o samimiyet, o "biz bizeyiz" hissi hep eksik kalıyor. sanki burada hayat sadece çalışmak, peşinde koşmak ve fatura ödemekten ibaret. insan bazen bir pazar sabahı fırından yeni çıkmış sıcak bir simit kokusu, ne bileyim mahalle kahvesindeki o bitmek bilmeyen gürültüyü bile özlüyor. burada her şey çok steril, her şey çok sessiz. bu sessizlik bazen insanı kendi düşüncelerinde boğuyor. ama her bahar aynı şeyi hissetmekten yoruldum. aranızda bu hissi aşabilen var mı? yoksa biz hep bir yanımız eksik, hep biraz "misafir" mi kalacağız bu coğrafyada? dertleşmek isteyen varsa buyursun, zira buranın o meşhur nezaketi artık karnımı doyurmuyor.
frost tundra15 Eyl 2026 03:17