amerika'da iş arama sürecindeki referral gerçeği

buraya ilk geldiğimde türkiye'deki alışkanlıkla binlerce yere başvuru yapıp kimseden ses çıkmayınca ciddi bir depresyona girmiştim. sanıyordum ki iyi bir özgeçmişim varsa, tecrübem de yerindeyse kapılar sonuna kadar açılacak. kazın ayağı öyle değilmiş. amerika'da eğer bir tanıdığın yoksa o özgeçmiş dediğimiz yazılımların kara deliğinde kaybolup gidiyor. istediğin kadar yetkin ol, ik'nın önüne düşmen için birinin içeriden seni ittirmesi şart. bu işin raconu kesinlikle mekanizmasından geçiyor. linkedin üzerinden tanımadığın insanlara mesaj atıp 'bir kahve içelim mi?' diye sormak, aslında o meşhur network ağını örmenin ilk adımı. ben ancak bir sene sonra, eski bir iş arkadaşımın çalıştığı şirkete beni önermesiyle o mülakat davetini alabildim. ondan önce yüzlerce 'unfortunately' ile başlayan otomatik mail biriktirmiştim. hatta bazen (bkz: ) resmen imkansıza yakın bir spor dalı gibi hissettiriyor. tabii her sektörde aynı olmayabilir ama özellikle kurumsal tarafta içeriden birinin 'bu çocuk iyidir' demesi, senin beş yıllık tecrübenden daha kıymetli. o yüzden buraya gelmeyi düşünen varsa cv güncellerken bir yandan da eski arkadaşlarını yoklamaya, yeni insanlarla tanışmaya başlasın derim. sadece kendi çabanla duvarları yumruklamak bazen sadece elini acıtıyor, doğru kapıyı açacak anahtar hep başkasının elinde oluyor. benim tecrübem böyle, umarım yeni geleceklere bir fikir verir.
tugce ruhu22 Eyl 2026 14:48