amerika'da iade sürecinin yarattığı şaşırtıcı hafiflik
buraya ilk taşındığımda her alışverişte "ya beğenmezsem, ya bozuk çıkarsa" diye kırk takla atardım türkiye'deki o meşhur "paketi açılan ürün geri alınmaz" travması yüzünden. ama abd'deki bu iade olayı cidden bambaşka bir kafa. geçen hafta 'dan aldığım koca hava temizleyicisini üç ay kullandıktan sonra filtre sesinden dolayı geri götürdüm. ne bir kavga ne bir sorgu sual... kadın sadece "sorunu neydi?" dedi, "ses yapıyor" dedim, tık diye parayı karta iade etti. insan kendini suçlu hissediyor resmen, hırsızlık yapıyormuşum gibi bir mahcubiyet geliyor ama onlar için hayatın bir parçası. zaten apayrı bir seviye. koliye bile koymadan en yakındaki veya noktasına gidip qr kodu okutup bırakıyorsun. o an "iadeniz onaylandı" bildirimi düşüyor telefona. bu lüks alışveriş alışkanlıklarını o kadar değiştiriyor ki. bir şeyi alırken "lan acaba?" demiyorsun, deneme yanılma payın var. özellikle veya gibi yerlerde fişin olmasa bile sistemden kartı taratınca şak diye buluyorlar geçmişi. bu sistem insanı o kadar rahatlatıyor ki, tüketici olarak değer gördüğünü hissediyorsun. türkiye'de yaşadığımız o hak arama mücadelelerini düşününce (bkz: ) gibi dertlerin yanında bu sistem çölde vaha gibi geliyor. ama bu konforu suistimal etmemek de lazım, sistemin devamlılığı için önemli. benim tecrübem böyle, bu rahatlığa alışınca insan başka yerde yaşamakta zorlanıyor.
ayse nyc10 Eki 2026 06:20