amerika'da sosyal hayatın sığlığı ve bitmeyen gurbet hissi
beş yıldır buralardayım, hala o pazar sabahı fırından taze ekmek alıp eve dönerken iki kişiyle selamlaşma hissinin eksikliğini yaşıyorum. abd'de hayatın o kadar planlı ve araba odaklı olması bir süre sonra insanı ruhsal olarak kurutuyor. mesela dallas taraflarında yaşıyorsanız, kapı komşunuzla bile karşılaşmak için özel bir çaba sarf etmeniz gerekiyor. her yer dolu, herkes garajından arabasıyla çıkıp işine gidiyor. öyle "hadi bir çay içmeye geleyim" diye bir şey yok. bir arkadaşınla görüşeceksen en az iki hafta önceden falan atman gerekiyor sanki. o anlık, spontane gelişen dostlukları çok özlüyorum. geçenlerde bir davetine gittim, herkes kendi yemeğini getirmiş, plastik çatallarla iki saat havadan sudan, mortgage faizlerinden ve hava durumundan konuştuktan sonra "we should definitely hang out more" diyerek dağıldık. biliyorum ki o telefon hiçbir zaman o amaçla çalmayacak. türkiye'deki o bazen boğucu gelse de aslında can ciğer olan mahalle kültürüyle buradaki aşırı kibar ama mesafeli duruş arasındaki uçurum insanı bazen (bkz: ) başlığındaki yorumlara hak vermeye itiyor. gecenin bir yarısı canın sıkıldığında çıkıp yürüyeceğin bir cadde yok, her yer zifiri karanlık ve ıssız. sadece tabelalarının ışıkları yanıyor. bazen kendimi target ya da whole foods reyonlarında gereksiz yere vakit geçirirken buluyorum sırf insan göreyim diye. bu mesafeli nezaket bir süre sonra insanı çok yoruyor. sizde de durumlar böyle mi yoksa ben mi yanlış eyaletteyim?
begum abla23 Eyl 2026 14:53