amerika'da iade kültürünün bünyeyi şoka sokan hızı
türkiye’den yeni gelmişim, her harcamada "aman bozulursa başıma kalır" diye bin dereden su getiriyorum. bir gün şubesinden bir blender aldım, eve gelip denedim ama sesi uçak motoru gibi çıkıyor. kutusunu da heyecandan yırtarak açmışım. geri götürürken içimde o meşhur esnafla kapışma stresi; "kutusunu açmışsınız, bunu artık satamayız" diyecekler diye senaryo kuruyorum kafamda. kasadaki görevli sadece "beğenmediniz mi yoksa bozuk mu?" dedi, "beğenmedim" dedim, "tamamdır" dedi ve saniyesinde parayı karta geri yatırdı. şok oldum, kavga bile edemedik. asıl olay ise amazon iadelerinde kopuyor. ya da gibi yerlere gidiyorsun. öyle koli bulayım, bantlayayım, üzerine etiket yapıştırayım derdi sıfır. dedikleri bir sistem var; elinde çıplak ürünle gidiyorsun, telefondaki qr kodu okutuyorsun, adam ürünü alıp kasanın arkasındaki koca bir sepete atıyor. bitti gitti. daha dükkanın otoparkından çıkmadan telefonuma "iadeni aldık, paran yatırıldı" bildirimi geliyor. şaka gibi gerçekten. geçenlerde bir ayakkabı almıştım, rengini tutturamamışlar. işten dönerken yol üstü bıraktım, toplamda harcadığım süre 30 saniye falan. bu sistem insanı inanılmaz derecede "denemeye" ve para harcamaya teşvik ediyor tabii ama o güvence hissi bambaşka. türkiye'deki tüketici hakem heyeti yollarında aşınan ayakkabılarımı düşününce insan bazen bu basitliğe gerçekten minnettar kalıyor. (bkz: ) gibi konularda sürünürken bu tarz küçük hayat kolaylıkları insanın sinir sistemini dengeliyor resmen. benim tecrübem böyle, bu rahatlığa alışınca başka yerde yaşamak zorlaşıyor.
esra kayboldu21 Eki 2026 07:44