ingiltere'de iş görüşmelerindeki star metodu takıntısı
buraya ilk geldiğimde "onca yıllık tecrübem var, teknik olarak her şeyi biliyorum, havada kaparlar" diye düşünüyordum ama kazın ayağı öyle değilmiş. ingiltere'de iş mülakatına girmek demek, aslında profesyonel bir hikaye anlatıcısı olmak demekmiş. özellikle kurumsal yerlerde takıntısı o kadar baskın ki, başından geçen sıradan bir olayı bile bu formata uydurmadan anlatırsan yüzüne "ee, sonuç?" der gibi bakıyorlar. situation, task, action, result... bunu bir tekerleme gibi ezberlemeden buralarda ekmek yemek zor. bir de o meşhur nezaket perdesi var. mülakat boyunca her şey "brilliant", "fantastic" ve "lovely" ilerliyor. sanıyorsun ki işi aldın, yarın gel başla diyecekler. meğer o sadece ingilizlerin o meşhur mesafe koruma biçimiymiş. teknik bilgin ne kadar yüksek olursa olsun, eğer o "cultural fit" dedikleri şeye uyum sağlamazsan, yani mülakatçıyla o frekansı yakalayamazsan iş yaş. adamlar seninle çalışırken keyif alıp almayacaklarına, akşam (bkz: ) gibi bir etkinlikte masaya ne katacağına bakıyorlar resmen. reed veya linkedin üzerinden yüzlerce başvuru yapıp "unfortunately" ile başlayan o standart ret maillerini alınca insan önce bir sarsılıyor ama sonra anlıyorsun ki olay sadece teknik beceri değil, bu sistemi oynamayı bilmek. ama şunu söyleyebilirim; buradaki kariyer basamakları biraz da ne kadar iyi british gibi davranabildiğinle alakalı. benim tecrübem böyle, umarım yola yeni çıkacaklara bir fikir verir.
asli efsanesi2 Kas 2026 09:57