amerika'da iş bulurken referral kültürünün gücü
başvuru sürecindeki o uçsuz bucaksız sessizlik insanı bazen hayattan soğutuyor burada. türkiye'den gelince insan sanıyor ki "benim tecrübem iyi, cv'm sağlam, elbet dönerler". yok abi, dönmüyorlar. o dedikleri sistemden geçmek resmen bir sanat. san francisco'da ilk işimi ararken üç ay boyunca yüzlerce yere başvuru yapıp tek bir mülakat bile alamayınca anladım ki olay sadece "başvur" tuşuna basmak değilmiş. burada kültürü her şeyin önünde. türkiye'de "torpil mi lan bu?" diye bakılan şey, amerika'da iş dünyasının temel taşı. tanımadığın insanlara linkedin üzerinden atmak, "gel bir kahve içelim mi?" demek ya da "şu pozisyon için şirket içinden birine ulaşabilir miyim?" diye kasmak başta çok itici geliyordu ama racon buymuş. seattle taraflarında bir amazon çalışanına ulaşıp referans alana kadar her şey koca bir boşluktu benim için. bir de o meşhur ghosting olayı var. mülakatın dördüncü aşamasına gelmişsin, paneller bitmiş, hr "harika geçecek" diyor, sonra bir anda iletişim kesiliyor. ne red maili var ne bir açıklama. o an anlıyorsun ki (bkz: ) kadar karışık bir de bu "sessizce reddedilme" süreci var. ama o süreçte yediğim ghosting'lerin haddi hesabı yok. her eyalet, her sektör kendi içinde bir dünya ama o referans ağını kurmadan kapıları açmak gerçekten imkansıza yakın. benim tecrübem böyle, umarım yollarını yeni çizenlere bir nebze gerçekçi bir bakış açısı olur.
ayse nyc18 Eyl 2026 20:31