kanada'da mahalle buz pisti ve kişin doğan dostluklar

toronto'da ilk kişimdi, etobicoke taraflarinda ufak bir parkin yanina taşinmiştim. kişin o kasvetli havasi çöktüğünde "napiyorum ben burada?" sorgulamalari tavan yapmişken, parkin ortasindaki o uyduruk tahta bariyerlerin içine su doldurulup haline getirilmesiyle her şey değişti. akşam işten gelince ellerinde küreklerle, hortumlarla gönüllü olan o yaşli amcalari, gençleri görünce burada bir olay var dedim. meğer bu işin bir raconu varmiş; mahalleli sirayla gece yarisi çikip buzu tazeliyor, kar yağinca hep beraber temizliyorlarmiş. bir akşam ben de küreği kapip çiktim, yan komşu rob ile öyle taniştik. adam 30 yildir o mahalledeymiş. gel sana nasil kayilacağini öğreteyim dedi, ertesi gün mağazasindan aldiğim uyduruk patenlerle buzun üstünde şebelek gibi dolanirken rob ve ailesiyle beraber tim hortons'tan aldiğimiz kahveleri içip saatlerce muhabbet ettik. kanada'nin o soğuk ve mesafeli duran insan imaji o buz pistinde eridi gitti benim için. sadece kaymak değil, herkesin bir ucundan tuttuğu o (bkz: ) sayesinde kendimi ilk kez gerçekten bir yere ait hissettim. o kiş bittiğinde artik sadece göçmen değil, mahallenin o akşamüstü toplanan grubunun bir parçasiydim. bazen eksi yirmilerde bile sirf o iki kelam muhabbet için kendimi dişarida bulurdum. insani isitanin hava değil de bu aidiyet duygusu olduğunu kanada kişinda öğrenmek de garip bir ironi.
tayfasi abla16 Eyl 2026 10:23