kanada'da mahalle buz pisti samimiyeti
toronto'ya ilk taşındığım sene o meşhur dondurucu ocak soğukları başladığında, herhalde nisan ayına kadar eve kapanıp sadece markete giderim diye düşünmüştüm. ama civarındaki mahallemde işlerin pek öyle yürümediğini kısa sürede anladım. bir pazar sabahı pencereden bakarken karda kışta onlarca insanın parktaki etrafında toplandığını gördüm. merak edip yanlarına gittiğimde, 60 yaşındaki amcaların 10 yaşındaki veletlerle yan yana paten bağladığını, herkesin birbirine termosla kahve ikram ettiğini gördüm. hayatımda doğru dürüst buz üstünde durmamış biri olarak çekine çekine kenarda dururken, yanıma yaşlıca bir abi gelip "hadi gel, oynuyoruz, bir kişi eksiğiz" dedi. patenim olmadığını söyleyince hemen parkın yanındaki küçük kulübeden, yani deposundan bana uygun bir çift buluverdiler. o gün orada saatlerce buzda kaydık, düştük, güldük. kimse benim göçmen olmamla, paten becerimle ya da aksanımla ilgilenmiyordu. sadece o anın keyfini çıkarıyorduk. oyun bitince birisi 'dan koca bir kutu kahve ve donut getirmiş, buzun kenarında ayaküstü sohbet ettik. o an anladım ki bu ülkede kış sadece soğuktan ibaret değilmiş; insanların birbirine en çok yaklaştığı, o meşhur olayının gerçekten samimiyete dönüştüğü bir zaman dilimiymiş. (bkz: ) bu açıdan gerçekten insanı evinde hissettiriyor. gurbette olduğumu unuttuğum, kendimi o mahalleye ait hissettiğim ilk andı o sabah. hala her kış o pistin açılmasını iple çekiyorum.
sami kaptan18 Eki 2026 21:26