kanada'da kaldirima esya birakma kültürü
toronto'da ilk tasindigim dönemde etrafta gezerken evlerin önüne birakilan "free" yazili koliler beni acayip sasirtmisti. hani bizde ya birine verilir ya da gizlice cöpe atilir ya, burada isler bambaska yürüyor. özellikle mayis sonu gibi tasinma sezonu acildiginda sokaklar adeta acik hava müzesine dönüyor. gecen sene high park tarafinda yürürken sapasaglam bir buldum kapinin birinin önünde. sahibiyle göz göze geldik, gülümsedi "alabilirsin, biz yenisini aldik, ise yaramasina seviniriz" dedi. sadece beles esya bulmak degil mevzu, o mahalle kültürünün hissini dibine kadar yasiyorsunuz. kimse kimseyi yargilamiyor "ay bu sokaktan esya mi topluyor" demiyor. aksine, o esyanin cöpe gitmeyip yeniden kullanilmasi bir gurur kaynagi burada.
bazi mahallelerde bu isi daha organize hale getirip gruplari kuruyorlar. facebook üzerinden "elimde 3 kilo domates var, tatile gidiyorum bozulmasin, kim ister?" diyene bile rastladim. gecenlerde birisi cocugunun kücülen kislik montlarini posetleyip tertemiz sekilde sokaga koymustu. ihtiyaci olan biri aldi gitti sessizce. o an kanada'nin o meshur nezaketinin sadece lafta olmadigini, insanlarin birbirine gercekten omuz verdigini hissediyor insan. (bkz: ) benzeri kücük kulübeler her köse basinda var zaten. icine bazen sadece kitap degil, konserve yemek ya da eldiven bile birakiyorlar. göcmen olarak geldigin bir ülkede bu tarz kücük ama kalbe dokunan detaylar insana güvende hissettiriyor. benim tecrübem böyle, bu yardimlasma isi bu ülkenin en sevdigim yani galiba.
murat seyyah16 Eyl 2026 09:23