amerika'da her şeyi arabadan inmeden halletme konforu
amerika'ya ilk taşındığımda her şeyin drive-thru olması biraz komik gelmişti, hani sadece burger alıp çıkıyoruz sanıyordum ama işin rengi çok başkaymış. geçen gün new jersey'de sağanak yağmurun altında ilaç almam gerekiyordu, arabadan inip ıslanmayı göze almışken eczanenin yan tarafındaki tabelasını gördüm. cvs'in o meşhur camlı bölmesine yanaşıp reçetemi verdim, adamlar beş dakikada hazırlayıp bir çekmeceyle ilacı arabama uzattılar. ne park yeri arama derdi var ne de yağmurda ıslanma.
asıl şoku chase bank'e gittiğimde yaşadım. bankanın yanında böyle garip borular var, diyorlar buna. arabayla yanaşıyorsun, o silindirin içine çekini veya nakitini koyuyorsun, vuvv diye bir sesle bankanın içine gidiyor. içerideki memurla ekrandan konuşuyorsun, adam işlemi yapıp dekontu aynı boruyla geri gönderiyor. özellikle arkada çocuk koltuğunda uyuyan bir bebek varsa veya vaktin darsa bu sistem tam bir can kurtaran. türkiye'de bankaya girmek, sıra numarası almak, güvenlikten geçmek falan derken yarım saat gidiyor, burada kontağı bile kapatmadan her şeyi çözüp yoluna devam ediyorsun.
bu sistem sadece banka veya eczane için de geçerli değil; bazı eyaletlerde kütüphanelerin kitap iade kutuları bile yol kenarında, camı indirip kitabı atıp geçiyorsun. (bkz: ) tadında bir pratiklik ama daha teknolojik hali. insan başta bu kadar da tembellik mi olur diyor ama o konfora alışınca türkiye'ye tatile gidince banka kuyrukları falan çok ağır gelmeye başlıyor. bu pratikliğin getirdiği zaman kazancı benim için buradaki en büyük artı puanlardan biri.
ceren hayaleti7 Eki 2026 11:07