kanada'da mahalle kültürü ve yardımlaşma zarafeti
toronto'ya ilk taşındığımızda, o meşhur dondurucu soğuk hava efsaneleri yüzünden insanların da buz gibi mesafeli olacağını sanmıştım ama fena yanılmışım. taşındığımızın ikinci haftası kapı çaldı, alt komşumuz margaret elinde bir kap sıcak kurabiyeyle "hoş geldiniz"e geldi. türkiye'deki o eski mahalle sıcaklığını burada, dünyanın öbür ucunda bulacağımı hiç tahmin etmezdim. geçen yaz mahalledeki etkinliğine katıldım. herkes kendi bahçesinden, mutfağından bir şeyler getiriyor; tam bir havası. benim getirdiğim kısırı "bu neymiş" diye merakla deneyip sonra tarifini isteyen elli yaşındaki bob ile şimdi her hafta sonu high park civarında karşılaşıp havadan sudan konuşuyoruz. (bkz: ) gerçekten insanı buraya bağlıyor. geçen kış arabayı driveway'de kara sapladığımda ben daha küreği elime almadan yan komşu kendi cihazıyla gelip yolu saniyeler içinde açıverdi. teşekkür edince de "karşılık beklemiyoruz, biz burada böyle hayatta kalıyoruz" deyip göz kırptı. insanların birbirine "how are you" demesi burada sadece bir ağız alışkanlığı değil, gerçekten durup cevabı bekliyorlar. nofrills kasasında beklerken yanındakiyle havadan sudan konuşup bir anda semtteki yerel etkinlikler hakkında tüyo alabiliyorsun. bu samimiyet, göçmenliğin o ilk zamanlarındaki yalnızlık hissini acayip törpülüyor. özellikle çocuklu aileler için kurulan o dayanışma ağları paha biçilemez. buradaki dostluklar genelde çok gösterişli başlamıyor ama ihtiyacın olduğu an birilerinin orada olduğunu bilmek büyük lüks. her yerin kendine göre zorluğu var ama bu topluluk hissi kanada'yı benim için gerçek bir ev yaptı.
umut bulamadim8 Eki 2026 15:15