almanya'da kariyer yaparken almanca bariyerine çarpmak
beş yılımı devirdiğim berlin kariyer hayatımda öğrendiğim en acı gerçek, ingilizce'nin bir noktadan sonra o meşhur cam tavana çarpıp geri dönmesidir. yazılım dünyasındaysanız, startuplarda takılıyorsanız belki ilk birkaç sene "aman canım herkes ingilizce konuşuyor zaten" diye kendinizi kandırabilirsiniz ama orta ve üst düzey yönetim masasına oturmak istediğiniz an o seviyesindeki almanca dev bir duvar gibi karşınıza dikiliyor. ilk geldiğimde sadece teknik yeteneğe bakarlar sanıyordum, türkiye'deki gibi bir "yaparız hallederiz" kültürü bekliyordum. ama adamlar sizin ne bildiğinizden ziyade, o bildiğinizi doğru yani referans mektupları ve sertifikalarla kanıtlayıp kanıtlayamadığınıza bakıyorlar. bir de o meşhur formalite meselesi var. toplantıda espri yaparken bile kullanılan o ince mesafe, "sie" diye hitap etmenin ağırlığı insanı bazen yoruyor. (bkz: ) başlığında anlatılan o kuralcılık iş hayatının tam merkezinde. özellikle son dönemde piyasa biraz daralınca, şirketlerin "almancası olsa daha iyi olur" opsiyonunu "almanca zorunlu"ya çevirdiğini çok net gözlemliyorum. berlin gibi kozmopolit bir yerde bile yerel dili konuşamamak sizi hep bir adım geride, hep o "outsider" konumunda tutuyor. kariyerinde sıçrama yapmak isteyen varsa tavsiyem; sadece kodlama dillerine değil, goethe institut yollarına da düşmesidir. benim tecrübemde, teknik olarak benden çok daha zayıf olan birinin sırf o dile ve kültüre hakimiyeti sayesinde önüme geçtiği çok oldu. acı ama buranın kuralı bu, kendi yolunuzu çizerken bu gerçeği es geçmeyin derim.
kafam karisik23 Eki 2026 08:03