amerika'da koşulsuz şartsız iade kültürü

türkiye'den gelen her fani gibi benim de ilk başta idrak etmekte zorlandığım, "kesin bir pürüz çıkaracaklar" diye savunma mekanizmasıyla yaklaştığım ama zamanla hayatımın en doğal parçası haline gelen olay. bu ülkede lafı sadece duvarda asılı bir tabela değil, sistemin ta kendisi. en son başıma gelen olay iyice ikna etti beni. costco'dan aldığım bir blender vardı, altı ay falan kullandım herhalde. motorundan garip bir ses gelmeye başladı. ne kutusu var ne faturası, sadece üyelik kartımı okuttular. görevli kadın yüzüme bile bakmadan "yenisini mi istersin yoksa paranı mı?" diye sordu. o anki şaşkınlığımı anlatamam. hani bizim oralarda olsa "kullanıcı hatası", "servis raporu lazım", "kutusu açılmış geri alamayız" gibi bin tane bahane uydurulur, insanı alışverişten soğuturlar. burada sistem tamamen güven üzerine kurulu. tabii bu durum insanı feci bir döngüsüne de sokabiliyor. "beğenmezsem iade ederim" diyerek aldığım o kadar çok saçma sapan mutfak aleti var ki dolaplarda bekleyen. ama yine de o esneklik büyük bir lüks. özellikle amazon gibi devlerin veya walmart gibi marketlerin bu konuda hiç sorgu sual etmemesi inanılmaz bir konfor alanı sağlıyor. bazen sadece paketi açılmış diye ürünleri ucuza kapatmak da bu kültürün bize sunduğu yan nimetlerden. bir de (bkz: ) gibi işler bazen yorsa da, bu iade mevzusu o tüm bürokratik yorgunluğu alıp götürüyor. kendimi ilk defa gerçekten "müşteri" gibi hissettiğim yer burası oldu.
tunc amca31 Eki 2026 14:52