abd'de bitmek bilmeyen o gurbet hissi

yedi yıldır new jersey'deyim, artık buranın yollarını, marketlerini, insanlarını ezbere biliyorum ama şu içimdeki o tanımlayamadığım boşluk bir türlü dolmuyor. türkiye'deyken "olsun ya, görüntülü ararız, özleyince uçağa biner gideriz" diyordum ama işin aslı öyle değilmiş. mesafe sadece kilometre değilmiş meğer. burada en çok zorlandığım şey o bitmek bilmeyen kültürü. kasanın başındaki elemandan tut iş arkadaşına kadar herkesle o kadar yüzeysel bir nezaket içindesin ki, bazen gerçekten birinin gözünün içine bakıp "gerçekten nasılsın?" dediğinde sadece "iyiyim sen nasılsın?" cevabını alıp geçmek insanı çok yalnızlaştırıyor. kimseyle çat kapı kahve içmeye gidemiyorsun, her şeyin haftalar öncesinden takvime işlenmesi lazım. çocukların bile arkadaşlığı üzerinden dönüyor, her şey aşırı planlı ve mekanik. geçen hafta sonu paterson'da bir fırından simit aldım, arabada yerken resmen burnumun direği sızladı. bazen trader joe's'da ya da target'ta dolaşırken etrafımdaki onca kalabalığa rağmen kendimi bir boşlukta gibi hissediyorum. herkes çok güler yüzlü, herkes çok yardımsever ama kimseyle o bizim eski mahalledeki samimiyeti kuramıyorsun. (bkz: ) başlığında da dendiği gibi, her şey bir noktadan sonra çok plastik gelmeye başlıyor. . yıllar geçtikçe insan "ev" dediği yerin dört duvardan fazlası olduğunu anlıyor. buradaki konforum türkiye'dekinden katbekat fazla ama o akşam üstü muhabbetini, o spontane gelişen planları özlemekten vazgeçemiyorum. siz de benzer şeyler yaşıyor musunuz yoksa ben mi fazla duygusal yaklaşıyorum bu ara?
erhan gurbetci12 Eki 2026 17:32