abd'de kaldırıma eşya bırakma ve paylaşım kültürü

taşındığım ilk aylar seattle taraflarında sakin bir mahallede yürürken gördüğüm manzara beni epey şaşırtmıştı. tertemiz bir abajur, yanında birkaç kutu oyuncağı kaldırıma, tam çimenlerin üzerine bırakmışlar, üzerine de koca bir "free" kağıdı yapıştırmışlar. önce birinin taşınma günü herhalde, unuttular mı acaba diye düşündüm ama sonra bunun buranın yazılı olmayan en güzel kurallarından biri olduğunu öğrendim. dedikleri olay tam olarak bu; ihtiyacın olmayan ama hala taş gibi sağlam olan bir şeyi sokağa çıkarıp başkasının hayatına dahil ediyorsun. burada insanlar eşyaların bir ruhu olduğuna ya da en azından çöpe gitmemesi gerektiğine inanıyor gibi. geçen ay bizim sokağın köşesindeki o minik ahşap kulübeyi fark ettim, meğer denen olaymış. her sabah işe giderken içindeki kitapların değiştiğini, birilerinin oradan kitap alıp yerine yenisini koyduğunu görmek inanılmaz bir mahalle aidiyeti hissettiriyor. ben de geçenlerde türk edebiyatından birkaç kitabı ingilizceye çevrilmiş halleriyle bıraktım, ertesi gün birisi almıştı bile. bir de facebook üzerinden dönen grupları var ki evlere şenlik. geçenlerde bahçe işleri için lazım olan bir el arabasını oradaki gruptan birinden rica ettim, kadın "kapının önüne bıraktım, istediğin zaman gel al, işin bitince de geri bırakırsın ya da senin olsun" dedi. gittim aldım, kapısında küçük bir teşekkür notu ve bir paket kurabiye vardı. hani o meşhur (bkz: ) kadar gürültülü değil belki ama bu sessiz yardımlaşma hali insanı hiç tanımadığı komşularına karşı inanılmaz bir güvenle dolduruyor. tüketim çılgınlığının zirvesi dediğimiz memlekette, bir eşyanın çöp olmasındansa başkasının işine yaraması önceliği beni her seferinde gülümsetiyor.
ozani seyyah13 Eki 2026 21:52