almanya'da bir yabancı olarak verein kültürüne dahil olmak

almanya'ya ilk geldiğimde o meşhur soğuk alman duvarlarına çarpacağımı, yıllarca kimseyle iki çift laf edemeden yaşayacağımı sanıyordum ama işler hiç de öyle gitmedi. stuttgart taraflarında küçük bir yere yerleştiğimde, evimin hemen arkasındaki alanında vakit geçiren amcalarla teyzelerle selamlaşmaya başladım. başta sadece mesafeli bir hallo deyip geçerken, bir gün yan bahçedeki hans amca'nın bahçe kapısını tamir etmeye çalıştığını görüp yardım teklif ettim. o gün o kapıyı beraber yaptık, üstüne bir de buz gibi patlattık. asıl kırılma noktası ise mahalledeki yerel bir spor kulübüne, yani o meşhur yapısına dahil olmamla oldu. hani burada yabancıyı aralarına almazlar, almanlarla arkadaş olunmaz falan derler ya, bence o biraz da bizim kabuğumuzdan çıkmamamızla alakalı. her perşembe akşamı antrenman sonrası kulüp binasında oturup birer eşliğinde dertleşiyoruz artık. sadece havadan sudan değil, bildiğin ailevi meselelerden, iş stresinden konuşuyoruz. geçen ay ev taşırken o kulüpten üç kişi, ben daha ağzımı açmadan kamyonet lazım mı diye sordu ve sabahın köründe kapıya dayandılar. ne bir karşılık beklediler ne de işi yokuşa sürdüler. o gün anladım ki o sert ve disiplinli kabuğun altında inanılmaz bir sadakat ve mahalle dayanışması yatıyor. rewe'den aldığımız sosisleri bahçede ızgaraya atıp beraber vakit geçirirken hissettiğim o samimiyet, türkiye'deki eski mahalle kültürünü anımsattı bana. (bkz: ) kadar ince düşünceli ama çok daha derin bir bağ bu. insan bir kez o güven çemberine girdi mi, gurbette olduğunu bile unutuyor bazen. benim deneyimim böyle gelişti, iyi ki o gün o bahçe kapısı için durup yardım etmişim.
hesap sormali16 Eki 2026 13:15