almanya'da gurbet hasreti ve sosyal hayat
hamburg'da beşinci yılımı doldururken hala o pazar akşamları gelen derin boşluk hissini üzerimden atamadım. hani hallolmuş, iş güç rayına girmiş, her şey nizami ilerliyor ama akşam eve girdiğinde o duvarların soğukluğu bir başka vuruyor insana. türkiye'deki o plansız samimiyeti, "hadi aşağıdayım gel bir çay içelim" telefonlarını burada mumla arıyorum. burada bir arkadaşınla görüşmek için en az iki hafta öncesinden yapman gerekiyor, o anki modun uymasa bile o randevuya gitmek zorundasın. yerel halkla iletişim kurmak ise bir nevi sabır testi gibi. iş yerinde vakti geldiği an herkes selamı sabahı kesip bir anda kendi dünyasına çekiliyor. kimseyle öyle derin mevzulara giremiyorsun, her şey hep belli bir mesafe ve protokol dahilinde. rewe'de alışveriş yaparken veya mahalledeki o küçük fırından alırken kurulan o iki kelimelik iletişim bile bazen insana yetmiyor. (bkz: ) gibi somut sorunlarla başa çıkmak daha kolay geliyor çünkü onların bir sonu var ama bu sosyal yalıtılmışlık hali ruhu yavaş yavaş kemiriyor. insan bazen sadece samimi bir "nasılsın" duymak için koca bir gününü verebilir hale geliyor. benim gibi bu sosyal buz kütlesinin içinde erimeye çalışan başka kimler var merak ediyorum.
leave me alone20 Eki 2026 08:39