hollanda'da iş hayatı ve bitmek bilmeyen toplantılar

hollanda'da bir teknoloji şirketinde işe girdiğim ilk hafta yaşadığım o şoku hala atlatabilmiş değilim. bizdeki o hiyerarşik yapı, müdürün gözünün içine bakma veya 'aman ağzımızın tadı bozulmasın' çekincesi burada tamamen çöpe gidiyor. ilk gün girdiğim toplantıda stajyerin genel müdüre 'bence bu fikir çok saçma ve zaman kaybı' dediğini duyduğumda masanın altına saklanasım gelmişti ama meğer olayın raconu tam olarak buymuş. hollanda'da kariyer yapmak demek aslında denilen o bitmek bilmeyen uzlaşma sürecine dahil olmak demek. bir karar alınacaksa temizlik görevlisinden departman direktörüne kadar herkesin fikri soruluyor, o fikirler saatlerce tartışılıyor ve sonunda herkesin bir şekilde ikna olduğu o 'orta yol' bulunana kadar o toplantı odasından çıkılmıyor. bazen 'hadi artık bir karar verelim de işimize bakalım' diye içimden çıldıracak gibi oluyorum ama adamların sistemi bu; yavaş ama hatasız ilerleyen bir çark. bir de o meşhur yani cuma öğleden sonra biraları kültürü var. cuma saat dört oldu mu ofiste iş güç durur, herkes kankaymışçasına takılır. ama sakın yanılmayın, o samimiyet pazartesi sabahı dokuzda bıçak gibi kesilir; o cuma günü beraber bira içtiğin adam 'deadline'lara uymamışsın, bu kabul edilemez' diye yüzüne çat çat söyler. ingilizcenin her kapıyı açtığını sanmak da (bkz: ) büyük bir hata, belli bir noktadan sonra o öğle yemeğindeki 'gezellig' muhabbetine giremediğin için o görünmez cam tavanı kırmak gerçekten zorlaşıyor. amsterdam veya utrecht gibi yerlerde iş bulmak nispeten kolay olsa da o kültürel kodu çözmek ve o direktliğe alışmak ciddi bir sabır süreci istiyor.
bahar rotterdam15 Eyl 2026 10:20