almanya'da gurbet hasreti ve sosyal hayat

buraya taşınalı dört koca yıl olmuş, hala pazar akşamları o garip boşluk hissini üzerimden atamadım. berlin'in göbeğinde, tarafında yaşıyorum ama bazen kendimi dünyanın en ıssız adasındaymışım gibi hissediyorum. türkiye'deki o 'hadi beş dakikaya aşağıdayım' spontanlığını burada bulmak imkansız. en yakın arkadaşımla bir kahve içmek için bile üç hafta önceden üzerinden davetleşiyoruz, şaka gibi ama gerçek. geçen hafta sonu yine böyle bir yalnızlık krizi geldi. dışarıda hava o klasik gri tonunda, rüzgar insanın iliklerine işliyor. birine mesaj atayım dedim, herkes 'bu hafta sonu doluyum, önümüzdeki ayın ikinci salısı uyar mı?' tadında cevaplar verdi. ulan alt tarafı bir bira içip dertleşeceğiz, proje yönetmiyoruz ki! (bkz: ) başlığında yazılanları okuyunca anladım ki bu dert sadece almanya'ya özgü değilmiş ama buradaki o 'termin' disiplini insanı gerçekten duygusal olarak kurutuyor. marketlerin pazar günü kapalı olması, sokakların o hayalet şehir havasına bürünmesi gurbet hasretini iyice körüklüyor. bazen sırf insan sesi duymak için köşedeki ye gidip sahibiyle iki kelime almanca geveliyorum. denen o nane, karnına kramp gibi giriyor bazen. insanın canı bazen sadece plansızlık, sadece o kaotik sıcaklığı çekiyor. münih'te, hamburg'da veya stuttgart'ta yaşayanlar, siz de mi aynı cenderedesiniz yoksa ben mi sosyalleşmeyi beceremiyorum bu topraklarda? bu mesafeli nezaket bazen çok ağır gelmiyor mu size de?
hayat boyle iste26 Eki 2026 10:26