amerika'da iş bulmanın tamamen network meselesi olması

burada beşinci yılımı devirirken şunu anladım ki türkiye'deki o bildiğimiz tanıdık vasıtasıyla işe girmek kavramıyla buradaki olayı arasında dağlar kadar fark var. bizde genelde torpil denen ve biraz da ayıplanan şey, amerika'da profesyonel hayatın tam göbeğinde ve en meşru yolu kabul ediliyor. ilk geldiğimde silikon vadisi'nde binlerce başvuru yapıp yani o lanet olası otomatik eleme sisteminin duvarına çarparken, aslında olayın cv kalitesinden ziyade birinin sizi içeriden 'itiklemesi' olduğunu geç de olsa kavradım. özellikle tech sektöründeyseniz veya nyc gibi rekabetin dibine vurulduğu bir yerdeyseniz, soğuk başvurular genelde karadelikte kaybolup gidiyor. linkedin üzerinden hiç tanımadığın birine 'coffee chat' teklif etmek, o on beş dakikada kendini samimiymiş gibi pazarlamak buranın yazılı olmayan kuralı. bir de sistemi var ki, neredeyse her büyük şirket bunu deli gibi teşvik ediyor; çalışanına 'kalifiye birini getir, işe girerse sana şu kadar prim verelim' diyorlar. bu yüzden kimse size yardım ederken sadece iyilik yapmıyor, aslında kendi çıkarını da gözetiyor. (bkz: ) meselesi tam da bu kariyer hırsının her yere sızmasıyla ilgili bence. liyakat yok demiyorum, mülakata girmek için liyakat tek başına yetmiyor, mutlaka o kapıyı birinin aralaması gerekiyor. her şey o ilk mülakat davetini alana kadar, sonrası zaten sizin yeteneğinize bakıyor ama o daveti almak bazen aylarca 'hi' diye mesaj atmaktan geçiyor. benim tecrübemde bu döngüye girmeden düzgün bir teklif almak imkansıza yakındı.
ozan aslan1 Kas 2026 05:52