hollanda'da mahalle kültürünün samimiyeti

utrecht taraflarına ilk taşındığımda, "hollandalılar soğuktur, evlerine kimseyi almazlar" klişeleriyle kafam çok doluydu. ama işin aslı pek öyle değilmiş. taşındığımızın üçüncü günü kapı çaldı, yan komşu elinde bir kutu stroopwafel ile geldi. öyle ayaküstü bir hoşgeldin deyip gitmedi, resmen sordu "ihtiyacın olan bir şey var mı, matkap lazım olur mu" falan diye. sonra bizi mahallenin grubuna eklediler. orada sadece "kimin kedisi kayıp" muhabbeti dönmüyor; biri fazla yemek yapınca "kapının önüne koydum, isteyen alsın" yazıyor, öbürü tatile giderken "anahtarı saksının altına bıraktım, çiçekleri sular mısınız" diyor. geçen ay mahallece bir yaptık, herkes ortaya bir şeyler koydu. o meşhur (bkz: ) olayını orada iliklerime kadar hissettim. türkiye'deki o eski mahalle samimiyetini burada, hiç beklemediğim bir şekilde bulmak beni çok şaşırttı. bir akşam üstü herkesin elinde birasıyla veya şarabıyla sokağa masa atıp oturması, çocukların güvenle koşturması çok başka bir huzur. o ana kadar kendimi hep "expat" gibi hissediyordum ama o akşam gerçekten o mahallenin bir parçası olduğumu anladım. bazen markete giderken bile yolda üç kişiyle selamlaşıp ayaküstü havadan sudan konuşmak, gurbette olduğunu insana unutturuyor. özetle, kapıyı kapattığında kimsenin seni tanımadığı o büyükşehir yalnızlığı burada pek yok. yeter ki siz de biraz olun ve ilk adımı atmaktan çekinmeyin.
tilki rockcisi8 Eki 2026 12:14