kanada'da mahalle buz pistinde kurulan dostluklar
toronto'ya ilk taşındığım kış, christie pits taraflarında bir ev tutmuştum. o dondurucu soğukta insanların nasıl sosyalleştiğini başta hiç çözememiştim, herkes montunun içine gömülmüş koşturuyor gibi geliyordu. bir pazar akşamı öylesine kayarım diye patenlerimi kapıp mahalledeki outdoor rink'e gittim. orada oynayan bir grup vardı. hani öyle profesyonel falan değil, her yaştan, her seviyeden mahalleli toplanmış. kenarda durmuş onları izlerken, yaşlıca bir amca "hey, yedek lazım, gelsene" diye seslendi. buzun üzerinde durmayı bile zor becerdiğimi söylememe rağmen "olsun, düşersen biz kaldırırız" diyerek aralarına aldılar. o akşamdan sonra her pazar orada buluşur olduk. oyun bitince yakındaki bir kahveciye gidip saatlerce havadan sudan, hokeyden, bazen de memleketlerden konuşuyorduk. kanadalıların o meşhur nezaketi bence tam da bu küçük topluluklarda, o dondurucu havada birbirine omuz vermelerinde gizli. hiç tanımadığın insanlar bir anda gerçek birer komşu oluveriyor. (bkz: ) sayesinde parklarda bu tarz ortamlar çok çabuk kuruluyor. o samimiyet, gurbetin o ilk vuran soğuk ve yalnızlık hissini resmen kırdı geçti. bazen sadece bir gülümseme ve "geçerken uğradım" diyebileceğin bir kapı olması, insanı burada evinde hissettiren en büyük şeymiş. böyle ufak anlar ve rastlantısal gelişen mahalle kültürü sayesinde burayı gerçekten sevdim.
baris reis2 Eki 2026 12:02