amerika'da mahalle dayanışması ve block party kültürü

new jersey’nin o meşhur ağaçlıklı banliyölerinden birine ilk taşındığımda, "eyvah herhalde aylarca kimseyle iki kelime edemeyeceğim" diye bir korkum vardı. sonuçta filmlerdeki o yapay gülümsemelerden fazlasını beklemiyordum, gurbetlik zor zanaat diyordum. derken temmuz ayı geldi ve kapıya el yazısıyla bir not bırakıldı: duyurusu. o gün sokağın başını ve sonunu duba koyup trafiğe kapattılar. herkes evinden katlanır sandalyesini, buzluğunu, ızgarasını kaptı geldi. bizim yan komşu bob, daha ismimi yeni öğrenmişken elime bir adet soğuk içecek tutuşturup "hadi gel biraz sosyalleşelim" diye mangalın başına çekti. o gün orada sadece sosisli yemedik; kimin bahçıvanı daha iyi, hangi daha ucuz, çocukları hangi spor kursuna yazdırmalı hepsini uzun uzun konuştuk. o meşhur bireyselci amerikan hayatının altında aslında çok sıkı bir mahalle dayanışması yattığını o gün anladım. beni en çok şaşırtan ve mutlu eden şey ise bu samimiyetin o günle sınırlı kalmaması oldu. geçen kış büyük bir kar fırtınasında garaj yolum tamamen kapanınca, daha ben montumu giymeden yan komşumun kendi makinesiyle benim kapının önünü de tertemiz ettiğini görünce cidden duygulandım. türkiye'deki o eski mahalle kültürünü özlerken, okyanusun öteki ucunda benzer bir (bkz: ) örneğiyle karşılaşmak içimi ısıttı. buradaki topluluk bilinci, insanın kendini güvende ve gerçekten "evinde" hissetmesini sağlıyor. bazen sadece nezaketen konuşmuyorlar, gerçekten komşusu aç mı tok mu ya da bir şeye ihtiyacı var mı diye kollayan bir kitle var burada. en azından benim şansıma böyle güzel insanlar düştü.
tugce ruhu19 Eyl 2026 10:33