abd'de gurbet hasreti ve sosyal hayatın kısırlığı

yedi yıldır texas'ta yaşıyorum ama son iki yıldır içimdeki o boşluk hissi bir türlü dolmuyor. hani ilk geldiğinde her şey süperdir ya; markete gidersin whole foods reyonlarında kaybolursun, yolların genişliğine hayran kalırsın, target gezerken zaman nasıl geçer anlamazsın. ama bir noktadan sonra o kültürü insanı yormaya başlıyor. kasadaki görevliden kapı komşuna kadar herkes "how are you?" diyor ama kimse gerçekten nasılsın merak etmiyor. en çok da çat kapı gitmeyi özledim. burada birisiyle görüşmek için iki hafta önceden takvim ayarlamak gerekiyor sanki. iş çıkışı "gel bir çay içelim" diyebileceğin bir samimiyet kurmak deveye hendek atlatmaktan zor. her şey çok planlı, her şey çok performans odaklı. hafta sonu bir barbekü yapalım desen bile o bile bir nevi etkinliğine dönüşüyor. bazen (bkz: ) sayesinde insanlarla kaynaşır gibi oluyorsun ama o da o günle sınırlı kalıyor, ertesi gün yine sadece "hi" deyip geçilen bir yabancısın. insanlarla konuşurken sürekli bir filtreden geçiyormuşum gibi hissediyorum. türkiye'deki o dertleşmelerin, sabaha kadar süren plansız muhabbetlerin yerini burada "nasıl daha verimli oluruz" ya da "mortgage oranları ne oldu" muhabbeti aldı. bu durum bir süre sonra insanı derin bir yalnızlığa itiyor. fiziksel olarak buradasın, düzenin tıkır tıkır işliyor ama ruhun sanki hala o samimi mahalle kahvesinde kalmış. arada bir ama sonra alışıyorsun işte. benim gibi hisseden, bu kadar kalabalığın içinde aslında tek başına olduğunu fark eden başkaları da var mı merak ediyorum. siz bu yüzeysel sosyallik meselesini nasıl aşıyorsunuz, yoksa kabullendiniz mi?
serdar sahin17 Eki 2026 00:15