almanya'da kariyer basamaklarını tırmanırken almanca bariyer

beş yıldır berlin'de teknoloji sektöründe dirsek çürütüyorum, buraya vaktinde ile geldim. başlangıçta çevremdeki herkes "yazılımcısın, ingilizce sana yeter, almanca öğrenmesen de olur" diyordu. hakikaten de ilk üç yılımı sadece ingilizce ile tereyağından kıl çeker gibi atlattım. ancak işin rengi uzmanlıktan yöneticiliğe, yani o meşhur seviyesinden liderlik pozisyonlarına geçmeye çalıştığınızda fena halde değişiyor. ilk işimi üzerinden bulmuştum, mülakatlar tamamen ingilizceydi ve ekip de çok ulusluydu. fakat ofiste öğle yemeklerinde veya mutfaktaki kahve molalarında dönen o koyu almanca sohbetlerin dışında kaldığınızı hissettiğiniz an, aslında kariyerinizde görünmez bir tavanla karşılaşıyorsunuz. almanya'da kariyer yapmak sadece iyi kod yazmak ya da kusursuz sunum hazırlamak değil; o kültürüne dahil olabilmek, toplantı öncesi yapılan o küçük "small talk"larda almanca şaka yapabilmek demekmiş. bizim şirkette üst yönetim çok uluslu olsa da, operasyonu yürüten orta kademe yönetim tamamen tayfadan oluşuyor. yani teknik beceriniz ne kadar yüksek olursa olsun, o b2-c1 seviyesindeki almanca barajını aşmadan sizi o masaya tam anlamıyla oturtmuyorlar. (bkz: ) zaten insanı yeterince yoruyor, bir de üstüne iş yerindeki bu dil hegemonyası eklenince insan bazen "acaba ingiltere mi yapsaydım" demiyor değil. burada iş arayanlara tavsiyem; sadece linkedin'e bakıp geçmeyin, profili de oluşturun çünkü geleneksel alman şirketleri hala orayı çok ciddiye alıyor. ve şirketiniz desteği veriyorsa sakın "vaktim yok" demeyin, o kurslar aslında sizin terfi biletiniz. benim gözlemim bu yönde.
tam da simdi23 Eki 2026 09:03