hollanda'da sosyal hayat ve asla geçmeyen gurbet hissi
amsterdam’da yaşarken bazen kanal kenarında oturup o meşhur saatini izliyorum ama içimdeki o boşluk bir türlü dolmuyor. üç yıldır buradayım, işim gücüm yerinde, her ufak harcama için atmayı bile kanıksadım ama o derin yalnızlık hissi akŞam saat altıdan sonra her yeri kaplıyor. hollandalı iş arkadaşlarım çok nazik, çok medeni ama samimiyet dediğimiz şey burada üzerinden randevuyla yürüyor. yani 'canım sıkıldı hadi bir kahve içelim' diyemiyorsun kimseye, üç hafta sonrasına plan yapman lazım. bu planlı yaşama alışmak bir noktadan sonra insanı robotlaştırıyor. geçen gün utrecht tarafında bir türk bakkalına girdim, adamla iki kelime havadan sudan konuştuk diye eve dönerken kendimi kuş gibi hafif hissettim. o kadar aç kalmışız ki plansız bir sohbete. buradaki (bkz: ) hikayeleri her zaman beklediğini vermiyor maalesef. herkes kendi korunaklı fanusunda yaşıyor. bazen diyorum ki acaba türkiye'deki o keşmekeşini, o güróltüyü, o her an her şeyin olabileceğini mi özlüyorum? . havanın o kasvetli gri haliyle birleşince bazen insana evi barkı toplayıp dönme isteğini tırmalıyor. aranızda bu sosyal izolasyonla baŞa çıkabilen, gerçekten buranın yerlisiyle o samimiyeti kurabilen var mı? yoksa hepimiz sadece birbirimizi mi teselli ediyoruz?
ceren efsanesi14 Eyl 2026 02:08