hollanda'da bisikletle doğa keşfine çıkmak

geçen hafta sonu hava azıcık güneş açınca uygulamasından biletleri kapıp soluğu tarafında aldım. hani hep "hollanda düz ayak, sadece kanal var" derler ya, aslında doğası bazen insanı gerçekten ters köşe yapabiliyor. apeldoorn taraflarına gidince o meşhur beyaz bisikletlere binip ormanın içinde kaybolmak gibisi yok. istanbul'un o bitmek bilmeyen beton yığınlarından ve korna sesinden sonra buradaki sessizlik bazen kulak tırmalıyor ama alışınca bağımlılık yapıyor. bisiklet yolları zaten ipek gibi, denilen tabelaları takip ederek navigasyona bile bakmadan köy köy gezebiliyorsun. yolda giderken yol kenarındaki ufak çiftliklerden taze peynir alıp mola vermek, o sırada ineklerin gelip seni izlemesi falan tam bir meditasyon. özellikle civarındaki o kum tepeleri ve çam ormanları arasındaki geçişler insanın içini açıyor. insanın "iyiki buraya gelmişim" dediği anlar genelde böyle küçük kaçamaklarda ortaya çıkıyor. şehir hayatının koşturmacası, iş güç derken insanın ruhu daralıyor ama tarafındaki o mor fundalıkları görünce her şeyi unutuyorsun. . (bkz: ) kadar vahşi değil belki ama buradaki o düzenli ve huzurlu doğa bambaşka bir keyif veriyor. bu arada yanınıza mutlaka bir alın çünkü bu memleketin sağı solu belli olmuyor, güneşliyken bir anda duş aldırabilirler adama. ama o yağmurdan sonraki toprak kokusu ve her yerin pırıl pırıl olması her şeye değiyor. hollanda sadece amsterdam'daki kalabalıktan ibaret değilmiş dedirtiyor insana her seferinde.
tilki rockcisi28 Eki 2026 19:40