kanada'da halk kütüphanesi sisteminin mükemmelliği

buraya ilk taşındığımda, yani yaklaşık altı yıl önce etobicoke taraflarında ufak bir eve yerleştiğimde, kütüphanenin sadece tozlu raflardan ve ders çalışan öğrencilerden ibaret olduğunu sanıyordum. türkiye'deki o kasvetli halk kütüphanesi imajı kafama öyle bir kazınmış ki, kartımı almaya gittiğimde yaşayacağım aydınlanmadan tamamen habersizdim. adamlar olayı aşmış abi. sadece kitap değil, bildiğin hayat kaliteni yukarı çeken koca bir ekosistem kurmuşlar. mesela diye bir olay var; gidip bedavaya gopro, dslr kamera hatta dikiş makinesi bile ödünç alabiliyorsun. banff gezisinden önce kütüphaneden gopro aldığımı söylediğimde türkiye'deki arkadaşlarım dalga geçiyorum sanmıştı. sonra bu kartla denilen olaya dahil oluyorsun. cumartesi sabahı kütüphaneye erkenden gidip sıraya giriyorsun ve (bkz: ) veya (bkz: ) gibi yerlere ailecek bedava girebileceğin biletini alıyorsun. normalde kişi başı 30 dolardan aşağı olmayan yerler bunlar. bir de dijital kısmı var ki evlere şenlik. üzerinden dünyanın bütün dergilerini, sesli kitaplarını telefona indiriyorum. metroda giderken ya da akşam yemek yaparken bir yandan son çıkan best-seller'ları dinlemek müthiş bir lüks ama burada standart. her şubede olan 3d yazıcıları, ses kayıt stüdyolarını falan saymıyorum bile. bazen ödediğimiz o yüksek gelir vergileri nereye gidiyor diye söylenirken, kütüphanenin kapısından içeri girince tamam ya, en azından bu sistem gerçekten tıkır tıkır işliyor diyorum. insanın kendine değer verildiğini hissetmesi bambaşka bir şey.
burak sahin17 Eki 2026 12:23