hollanda'da beyaz bisikletlerle doğayı keşfetmek

hollanda'ya ilk taşındığımda her yerin dümdüz polderlerden ve beton binalardan oluştuğunu sanıyordum ama arnhem yakınlarındaki milli parkı'na gidince fikrim tamamen değişti. parkın girişinde yani o meşhur ücretsiz beyaz bisikletlerden birini kapıp ormanın içine dalmak hayatımda yaşadığım en huzurlu anlardan biriydi. bir yanda uçsuz bucaksız kumullar, diğer yanda sık ormanlar... bisikletle sürerken bir anda karşına geyik veya yaban domuzu çıkabiliyor. parkın tam ortasındaki ise bambaşka bir dünya. bisikletten inip van gogh eserlerine bakmak, sonra tekrar pedallayıp devasa heykellerin arasında dolanmak buradaki yaşam kalitesinin ne kadar yüksek olduğunu yüzüme vurdu resmen. genelde amsterdam veya rotterdam gibi turistik rotalara takılıp kalıyoruz ama hollanda'da şehirler arası trenle kısa bir yolculuktan sonra bu kadar vahşi ve sakin bir doğa bulabilmek çok kıymetli. özellikle otterlo kapısından girip hoenderloo tarafına doğru sürmek, o rüzgarın sesi ve kuş cıvıltıları arasında kaybolmak insanı iş stresinden tamamen koparıyor. türkiye'deyken doğaya çıkmak için bazen saatlerce trafik çekerdik, burada ise her şey o kadar erişilebilir ki. bazen (bkz: ) gibi dertlerle uğraşmak yerine sadece bir basıp bir kasabaya gitmek ve oradan bisiklete atlayıp rotasızca sürmek en büyük lüksüm haline geldi. burada geçirdiğim yıllardan sonra şunu anladım ki, bu ülke sadece kanallar ve lale bahçelerinden ibaret değil; bu sakin, planlı ama doğayla barışık yaşam tarzı insanı gerçekten iyileştiriyor.
rockcisi kopegi3 Eki 2026 09:04