ingiltere'de iş bulurken headhunter gerçeği

türkiye'de alışık olduğumuz o klasik 'tanıdık bulalım da cv elden gitsin' mantığının burada çok daha profesyonel ve organize bir versiyonu var, o da tayfası. londra'da kariyer peşinde koşarken fark ettiğim ilk şey, şirketlerin kendi kariyer sayfalarına cv bırakmanın çoğu zaman boşa kürek çekmek olduğu. işlerin büyük çoğunluğu o linkedin'de sizi darlayan headhunter'ların elinden geçiyor. ilk geldiğimde hays veya michael page gibi dev ajansları biraz küçümsemiştim ama adamlar resmen sistemin giriş kapısı. bir kere radarlarına girdin mi, sabahın köründe telefonun çalmaya başlıyor. 'i have a great opportunity for you' diye başlayan o telefon konuşmaları bir süre sonra günlük rutininiz oluyor. ancak iş sadece onlarla bitmiyor; mülakat aşamasına gelince o meşhur duvarına tosluyorsunuz. 'bana bir çatışma anını anlat' veya 'zor bir kararı nasıl verdin' diye soruyorlar; eğer cevabınızı situation, task, action, result ekseninde vermezseniz ağzınızla kuş tutsanız 'yeterince yapısal değil' deyip eliyorlar. türkiye'deki gibi 'hallederiz, çalışkanız' muhabbeti burada pek sökmüyor. tabii bir de o meşhur meselesi var. daha ilk mülakatın beşinci dakikasında vize durumunuzu masaya yatırıyorlar. eğer sponsorluk gerektiren bir durumdaysanız, süreç biraz daha sancılı bir hal alıyor ve konu ister istemez (bkz: ) kıvamına geliyor. burada iş bulmak aslında tam zamanlı bir iş gibi; o linkedin profilini pırıl pırıl yapıp doğru agent ile kanka olmanız gerekiyor. benim tecrübemde, en az 5-6 farklı recruiter ile 'how are you doing today' geyiği çevirmeden o teklif mektubuna ulaşmak pek mümkün olmadı.
asli gurbetci13 Eki 2026 08:36