abd sokaklarındaki little free library kültürü

ilk yerleştiğimde massachusetts'in cambridge taraflarında rastladığım, sonrasında taşındığım her mahallede istisnasız karşıma çıkan inanılmaz tatlı bir sosyal olay bu. hani böyle bahçelerin önünde, yol kenarında minik birer kuş evi gibi duran ahşap kutular olur ya, işte onlar aslında mahallenin ortak kütüphanesi. üzerinde de genelde "take a book, share a book" yazar. türkiye'de büyümüş biri olarak ilk gördüğümde "kesin içinde işe yaramaz, yaprakları dökülmüş eski ansiklopediler vardır" diye düşünmüştüm ama alakası yok. bir gün köpeği gezdirirken durup bir karıştırayım dedim, içinden gıcır gıcır bir romanı çıktı. bildiğin sert kapaklı, tertemiz duruyordu. yanına da birisi çocukları için boyama kitapları ve birkaç tane dergisi bırakmış. bu işin en sevdiğim tarafı kimsenin sizi denetlemiyor olması. ne bir kütüphane kartı, ne bir süre sınırı ne de bir iade zorunluluğu var. tamamen güven üzerine kurulu bir sistem. bazen elime geçen ve bir daha okumayacağım kitapları oraya bırakıyorum, ertesi sabah işe giderken baktığımda gitmiş oluyorlar. insan o an gerçekten o mahalle kültürünün bir parçası olduğunu hissediyor. bazen kutunun içine sadece kitap değil, kışın örülmüş eldivenler veya paketli atıştırmalıklar bırakanları bile gördüm. özellikle (bkz: ) ile birleşince insanı gerçekten gülümseten bir dayanışma hissi veriyor. bir gün bir kutunun yanındaki ağaca "evde fazla domatesimiz var, isteyen alabilir" diye sepet asan bir amca görmüştüm. abd'nin o çok eleştirilen bireyselci yapısının altında aslında çok güçlü ve yerel bir mahalle dayanışması yatıyor bence. bu kutular da bunun en somut ve estetik hali.
esra kayboldu14 Eki 2026 08:53