ingiltere'de iş ararken karşılaşılan garip recruiter kültürü

londra'da iş aramaya başladığım ilk hafta linkedin'den gelen mesajların tonuyla kendimi silikon vadisi'nde devrim yapmış bir deha falan sanmıştım. buradaki tayfası kadar insanı pohpohlayan, "heyecanlıyız", "profilin harika", "seninle tanışmak için can atıyoruz" diye gaz veren başka bir grup görmedim. işin garibi, sabah telefonla arayıp yarım saat boyunca "we are absolutely thrilled to have you on board" diye bağıran adamın, ertesi gün attığım mail'e dönmemesi, resmen bir şaheseri yaratması. ilk başlarda bu "lovely", "amazing", "brilliant" sıfatlarına kanıp mülakatların süper geçtiğini sanıyordum ama aslında bu sadece ingiliz kurumsal kibarlığının bir uzantısıymış. adam sana "your experience is quite interesting" diyorsa aslında "abi bu ne, çok alakasız" demek istiyor olabilir. iş bulma süreci tamamen bu satır aralarını okumakla ilgili. özellikle pozisyonlar için aylarca süren bir flörtleşme evresi var; kontratlı işlerde ise konuşulduğu an o kibarlık bir anda profesyonel bir pazarlığa evriliyor. şunu anladım ki; ingiltere'de iş bulmak sadece teknik beceri değil, bu pasif-agresif nezaket dilini çözmekten geçiyor. bir de cv'nize kesinlikle "can-do attitude" gibi şeyler serpiştirin, bayılıyorlar bu tarz içi boş ama kulağa hoş gelen laflara. günün sonunda o çok "heyecanlı" recruiter sizi unutsa da, sistem bir şekilde dönüyor; sadece o ilk andaki sahte samimiyete çok kapılmamak lazım. bazen sadece veri toplamak için bile arıyorlar, dikkat edin.
umut liverpool13 Eyl 2026 13:08