hollanda'da gurbet hasretinin en cok vurdugu anlar

beş koca yılı devirdim buralarda, dile kolay. utrecht’in o güzelim kanallarında bisiklet sürerken ya da ’den haftalık alışverişi yaparken her şey çok yolunda görünüyor ama o hasret hiç beklemediğin anda, genelde bir salı akşamı saat sekiz sularında vuruyor. sokaklar bomboş, herkes evinde o meşhur havasını yakalamış, mumlarını yakmış oturuyor. sen ise dışarıda yağan o bitmek bilmeyen çisenti yağmurun altında, türkiye'deki bir ocakbaşı gürültüsünü, o hesapsız kitapsız samimiyeti özlerken buluyorsun kendini. (bkz: ) tam olarak bu işte. burada her şey planlı, her şey ajandaya bağlı. bir arkadaşınla kahve içmek için üç hafta sonrasına sözleşmek gerekiyor. o kültürü bazen insanın ruhunu daraltıyor. iş çıkışlarında yapıyoruz, gülüyoruz, eğleniyoruz ama günün sonunda o derin yalnızlık hissi baki kalıyor. sanki hep bir camın arkasından izliyormuşum gibi hayatı. yerel halkla kaynaşmak için (bkz: ) gibi etkinliklere de katılıyorum, evet tatlılar ama bir yere kadar. geçen akşam tek başıma kanal kenarında yürürken fark ettim; buradaki düzen, o tıkır tıkır işleyen sistem bazen insanın içindeki o yaşama sevincini törpülüyor sanki. her şeyin bu kadar tahmin edilebilir olması gurbet hissini katmerliyor. . aranızda bu hissi bastırmanın yolunu bulan var mı yoksa bu durum hep böyle eksik mi kalacak?
onur golgesi23 Eyl 2026 05:48