kanada'da gurbet hasreti ve sosyal hayat
valla arkadaşlar yalan yok, toronto'ya taşınalı neredeyse beş sene oldu ama şu şubat aylarında gelen o garip boşluk hissini bir türlü aşamadım. dışarıda -20 derece hava var, her yer bembeyaz bir kar küresi gibi duruyor ama insanın içi bir türlü ısınıp da iki kelam edecek gerçek bir dost bulamıyor. kanadalılar dünyanın en nazik insanları olabilir, her adımda 'sorry' diyorlar, her kapıyı senin için tutuyorlar ama o nezaket duvarını aşıp da gerçek bir yakınlık kurmak cidden deveye hendek atlatmak gibi bir şey.
iş yerinde sabahları herkes aşırı enerjik bir 'hey, how was your weekend?' patlatıyor ama cevabını gerçekten merak eden bir kişi bile yok. akşam mesai bitince herkes kendi suv'una binip o devasa otoyollardan geçerek north york'taki, mississauga'daki garajlı evlerine çekiliyor. hayat tamamen izole, tamamen planlı. türkiye'deki o plansız, akşamın bir saati 'hadi çayı koydum gel' tadındaki samimiyeti o kadar özlüyorum ki bazen dundas street üzerinde gördüğüm her türkçe tabelaya sarılasım geliyor.
burada sosyal hayat resmen üç hafta önceden google calendar üzerinden randevulaşmak üzerine kurulu. o gün gelince de ya birinin çocuğu hastalanıyor ya da dışarıda 'snowstorm' var diye iptal oluyor. bu durum ile birleşince insanı gerçekten yıpratan bir şeye dönüşüyor. bazen (bkz: ) falan deniyorum, kurslara yazılıyorum ama oradaki muhabbet de 'nice weather eh?' seviyesinden öteye gidemiyor bir türlü.
benim gibi bu 'kibar ama buz gibi' sosyal mesafe içinde kaybolan var mı? bu kadar imkanın, bu kadar düzenin içinde bazen sadece birisinin 'nasılsın be abi' deyip gerçekten dinlemesine ihtiyaç duyuyor insan. bu yalnızlık hissiyle başa çıkmanın bir yolunu bulan varsa, lütfen bir yeşillendirsin.
kackini reis23 Eki 2026 16:06