almanya'da sokağa bırakılan zu verschenken kutuları
hamburg'da eimsbüttel taraflarına ilk taşındığım dönemlerde sokağa alışmaya çalışırken dikkatimi çekmişti bu olay. her köşe başında, apartman girişlerinde ya da bahçe duvarlarının üzerinde bir karton kutu, üstünde de tükenmez kalemle alelacele yazılmış bir notu görüyorsunuz. başlarda "birisi taşınıyor da eşyalarını mı unuttu acaba?" diye düşünerek yanından geçerken çekiniyordum ama işin aslı çok daha tatlıymış. almanya'nın o bazen gri ve mesafeli gelen havasının altında müthiş bir dayanışma ve israf karşıtlığı yatıyor aslında. birinin artık ihtiyacı olmayan ama hala sapasağlam duran tabağı, kitabı, abajuru hatta bazen küçük ev aletleri sokağa, başkalarının kullanımına bırakılıyor. geçen sonbahar hafif yağmurlu bir günde köşe başındaki kutudan neredeyse hiç okunmamış, cildi bile kırılmamış bir stefan zweig kitabı ve yanında çok şık bir seramik saksı bulup eve getirmiştim. o gün o kutuyu oraya bırakan komşumun kim olduğunu bilmiyorum ama evime kattığı o küçük dokunuş beni inanılmaz mutlu etmişti. bu sadece bedava eşya bulma meselesi de değil; insanların birbirine ve sokağa olan güvenini simgeliyor aslında. kimse gidip o kutuyu tekmelemiyor, içindekileri sağa sola saçmıyor. aksine, biri bir şey alacaksa nazikçe inceliyor, işine yaramıyorsa düzgünce geri bırakıyor. hatta bazen üzerinden mahalle grubunda ilan verip "kapının önüne bıraktım, ihtiyacı olan alsın" diye duyuru yapıyorlar. (bkz: ) gibi insanın bazen enerjisini sömüren süreçlerden sonra, akşam işten dönerken o kutuların birinden çıkan küçük bir sürpriz insana buradaki yaşamın sadece kurallar ve bürokrasiden ibaret olmadığını hatırlatıyor. bu sessiz paylaşım kültürü, mahalleli olma hissini en samimi şekilde yaşatıyor bana.
ne oldu bize22 Eyl 2026 08:46