ingiltere'de mahalle dayanışması ve allotment kültürü
londra'ya ilk yerleştiğimde herkesin çok mesafeli olduğunu, o meşhur ingiliz soğukluğunun her yere sindiğini sanıyordum. hatta (bkz: ) gibi başlıklara bakıp bazen karalar bağlıyordum. fakat crystal palace taraflarında bir eve geçip mahallenin yani hobi bahçesi topluluğuna katılınca tüm algım değişti. başlarda yabancılık çekerim, selam bile vermezler diye düşünürken yan parseldeki barry ve sue ile tanıştım. barry yetmişlerinde, eski bir itfaiyeci; bana domates budamayı öğretirken bir yandan da mahallenin tüm dedikodularını ve en iyi yapan publarını anlattı. bir gün bahçede çapa yaparken belimi incittim, ertesi sabah kapımda 'geçmiş olsun' notuyla sainsbury's'den alınmış bir kutu bisküvi bulduğumda gerçekten duygulandım. buradaki topluluk duygusu çok sessiz ama derinden işliyor. kimse kimsenin hayatına müdahale etmiyor ama birine ihtiyacın olduğunda inanılmaz bir nezaketle bitiveriyorlar yanında. her ayın ilk cumartesi günü mahalledeki kütüphanede düzenlenen kitap takası ve kahve saatleri de cabası. . bu insanlar aslında soğuk değil, sadece alanınıza saygı duyuyorlar ve o alanı paylaştığınızda dünyanın en tatlı komşularına dönüşebiliyorlar. özellikle gibi uygulamalar üzerinden dönen o yardımlaşma trafiği, gurbette olduğumu unutturup beni gerçekten buraya ait hissettiriyor. benim tecrübem böyle, ingiliz mahalle kültürü beklediğimden çok daha sıcak çıktı.
serkan manchester16 Eyl 2026 08:21