kanada'nın doğasında kaybolmanın iyileştirici gücü
calgary'den kiraladığım araçla trans-canada highway üzerinden batıya doğru sürerken o devasa kayalık dağların bir anda ufukta belirmesi hayatım boyunca unutamayacağım bir andı. türkiye'de de çok güzel yerler gezdik ama buradaki ölçek ve o uçsuz bucaksızlık hissi gerçekten bambaşka bir seviye. banff milli parkı sınırına girdiğiniz an o tabelasını görmek bile insanda garip bir huzur ve güven hissi yaratıyor. her şey o kadar sistemli, yollar o kadar bakımlı ve doğaya saygılı ki hayran kalmamak elde değil. yolda giderken bir anda trafiğin yavaşladığını görüp acaba kaza mı var dediğinizde, yol kenarında sakince otlayan bir elk veya geyik sürüsüyle karşılaşıyorsunuz. kimse korna çalmıyor, kimse camdan sarkıp hayvanları ürkütmüyor; herkes sessizce bu muazzam anın tadını çıkarıyor. her sene mutlaka bir alıp kendimi yollara vuruyorum. (bkz: ) başlığında anlatılan o insani yakınlık burada doğayla bütünleşiyor. lake louise'in o inanılmaz turkuaz rengine karşı oturup bir kahve içmek, insanın yerleşme sürecinde çektiği tüm o bürokratik yorgunluğu bir anda silip süpürüyor. bazen canmore taraflarında plansızca bir patikaya sapıyorum, sadece kuş sesleri ve rüzgar... insan buralarda gerçekten nefes aldığını hissediyor. . her hafta sonu yeni bir göl, yeni bir yürüyüş parkuru keşfetmek bu ülkedeki en büyük motivasyon kaynağım oldu diyebilirim. en azından benim deneyimlediğim kanada tam olarak bu dinginliği vadediyor.
dundar seyyah9 Eki 2026 17:19